AB’nin Industrial Accelerator Act’i: Türkiye Bu Yeni Oyunda Nerede Duracak?

Son birkaç haftadır birlikte çalıştığımız firmalarla yaptığımız görüşmelerde aynı konu tekrar tekrar gündeme geliyor:
“AB’nin Industrial Accelerator Act’i bizi etkiler mi?”

Kısa cevap:
Evet — hem de düşündüğünüzden daha fazla.

Çünkü bu düzenleme, ilk bakışta AB içini ilgilendiriyor gibi görünse de, etkisi doğrudan tedarik zincirlerine yansıyacak.

IAA tam olarak ne getiriyor?

Industrial Accelerator Act (IAA), Avrupa’nın sanayi politikasında önemli bir kırılma noktası.

Üç temel değişim var:

1. “Made in Europe” yaklaşımı güçleniyor
Kamu alımları ve teşviklerde Avrupa’da üretilmiş ürünler daha avantajlı hale geliyor.

2. Düşük karbon artık opsiyon değil
Sadece ürün değil, üretim şekli de değerlendirilecek.
Yani “ne ürettiğin” kadar “nasıl ürettiğin” önemli.

3. AB içinde yatırım yapmak kolaylaşıyor
İzin süreçleri sadeleşiyor, dijitalleşiyor.
Bu da yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor.

Bu düzenleme neden çıktı?

AB’nin derdi sadece çevre değil.

  • İmalatın payı düşüyor
  • Enerji maliyetleri yüksek
  • Küresel rekabet sertleşiyor
  • Temiz dönüşüm pahalı

Bu yüzden AB ilk kez bu kadar net konuşuyor:
“Sanayimi içeride güçlendireceğim.”

Sahada bu ne anlama geliyor?

Bugüne kadar birçok Türk üretici için denklem basitti:

  • Rekabetçi fiyat
  • Hızlı teslimat
  • Kalite

Ama artık tablo değişiyor.

Avrupalı müşteri şunu da soruyor:

  • Karbon ayak izin ne?
  • Enerjiyi nereden sağlıyorsun?
  • Ürünü AB içinde üretseydim avantajlı olur muydu?

Türkiye’nin avantajı hâlâ var… ama değişiyor

Gümrük Birliği sayesinde Türkiye hâlâ güçlü bir üretim partneri.
Ama IAA ile birlikte bu avantajın sınırları yeniden çiziliyor.

Çünkü artık mesele sadece ürünün serbest dolaşımı değil:
👉 Ürünün nerede ve nasıl üretildiği

AB içinde üretimi teşvik eden mekanizmalar arttıkça,
Gümrük Birliği avantajı tek başına yeterli olmayabilir.

CE belgeli olmak yeterli olacak mı?

Eskiden oyun netti:
Standartlara uy, CE’yi al, pazara gir.

Şimdi ise:

  • Karbon ayak izi
  • Enerji kaynağı
  • Tedarik zinciri şeffaflığı

gibi unsurlar devrede.

Yani teknik uygunluk → sürdürülebilir uygunluk seviyesine çıkıyor.

İthal menşe kabulü değişir mi?

IAA doğrudan “ithalat yasak” demiyor.
Ama “Made in Europe” yaklaşımı ile:

  • Kamu alımlarında
  • Teşviklerde
  • Stratejik sektörlerde

AB üretimini avantajlı hale getiriyor.

Bu da ithal ürünler için örtük bir rekabet baskısı yaratabilir.

Bu yeni oyunda hangi pozisyonda olacağız?

Asıl soru artık bu.

Ve burada risk çok net:

  • “Bize gelmez” diye beklersek
  • Verimizi toplamazsak
  • Müşteri talep etmeden harekete geçmezsek

yarışın dışında kalırız.

Çünkü bu dönüşüm regülasyonla değil,
müşteri beklentisiyle hızlanıyor.

Peki şimdi ne yapmak lazım?

Sahada işe yarayan adımlar oldukça net:

1. Mevcut durumunuzu bilin
Enerji kullanımı, karbon yoğunluğu, kritik tedarikçiler → netleşmeli.

2. Veri altyapısını kurun
Bu iş Excel ile sürdürülecek bir konu değil.

3. Müşteriden önce hareket edin
Talep gelince değil, gelmeden hazırlanan kazanıyor.

4. Küçük başlayın ama başlayın
Pilot alanlarla ilerlemek en hızlı sonuç verir.

Zaman çizelgesi: Bu iş ne kadar yakın?

IAA henüz yeni ama süreç hızlı ilerliyor:

  • 2025: Politika çerçevesi ve taslaklar
  • 2026: Yasa yayımlandı, hazırlık süreci başladı
  • 2026–2027: Uygulama detayları ve teşvikler netleşecek
  • 2028 sonrası: Sahadaki etkiler belirginleşecek

Ama kritik gerçek şu:
👉 Pazar bu takvimi beklemiyor.

Şimdiden veri talep eden, tedarikçi değerlendirmesini değiştiren firmalar var.

IAA ile birlikte oyun değişiyor ama oyuncular aynı.

Farkı yaratacak olan şey ise çok basit:
Hazırlığa ne kadar erken başladığınız.

In:

“AB’nin Industrial Accelerator Act’i: Türkiye Bu Yeni Oyunda Nerede Duracak?” için 0 yanıt